Multisup Aminoasit Probiyotik Prebiyotik Vitamin

AMİNO ASİT VİTAMİN + PROBİYOTİK PREBİYOTİK +

+ Büyükbaş-Küçükbaş+Kanatlı Hayvanlar için yem katkı solüsyonu

A M İ N O A S İ T

Amino asitlerin tek mideli hayvanlarda kullanımı artık kanıtlanmış bir kavram haline gelmiştir. Özellikle kanatlı hayvanlarda 30 yılı aşkın süredir kullanılan amino asitler, pratikte oldukça yaygın bir uygulamadır. Kanatlı hayvanlarda amino asit beslemesindeki temel amaç, performansı arttırmak ve yemden yararlanma oranını iyileştirmektir. Benzer şekilde, ruminantlarda performansın arttırılması için toplam amino asitlerin yanında bireysel amino asit kullanımı global düzeyde üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Doku amino asit gereksinimini protein sentezi ve katobolizmaya dahil amino asit dengesi belirler. Ruminantlarda doku metabolizması için gerekli olan protein, mikrobiyal protein ve yemle alınan bypass proteinlerin oluşturduğu kombinasyondan sağlanır.Yetersiz amino asit sağlanması durumunda büyüme ve üreme fonksiyonlarında düzensizlikler meydana gelir.

Ruminantlarda amino asit dengesinde ilk ve en önemli nokta, yaşama payı ve performans için en fazla ihtiyaç duyulan esansiyel ve esansiyel olmayan amino asitlerin sistematik düzeyde yeterli miktarda sağlanmasıdır. Üretim yönü (süt & besi) dikkate alınarak optimize edilmiş yemler ile beslenen ruminantlar, ihtiyaç duydukları amino asidin %50'sini mikroorganizmalar tarafından sentezleyebilirler. Mikrobiyal proteinlerin büyük bir çoğunluğu mantar, protozoa ve bakteri gibi fermantatif türler tarafından sentezlenir. Ruminal sistemde 200'ün üzerinde bakteri, 20'nin üzerinde protozoa ve an az 12 mantar türü belirlenmiştir. Ruminal sistemde en baskın olan mikroorganizma bakterilerdir. Maksimum mikrobiyal protein sentezi, bakterilerin büyümesi için gerekli enerji, nitrojen (N) ve mineral varlığında gerçekleşir. Rumende anaerobik büyümenin gerçekleşmesi, dolayısı ile maksimum protein sentezi için enerji, temel düzenleyici faktörlerin başında gelir. Süt sığırlarında sınırlayıcı amino asitleri belirlemek amacıyla yapılan çalışmalarda, metiyonin ve lizinin en önemli 2 sınırlayıcı amino asit olduğu saptanmıştır.

Metyonn: Ruminantların günlük besin madde gereksinimi, genetik potansiyel, yaş ve hayvanın fizyolojik durumuna göre değişmektedir. En önemli besin gereksinimleri rasyon enerjisi, proteini ve hayvansal üretimi etkileyen enerji-protein interaksiyonudur. Ruminantların protein beslenmesinin ilk amacı, verim ve üretim yönünden rasyon proteininin hayvanın kullanım etkinliğini optimize etmesidir. Ruminantlardaki protein katkısı, amino asit temeline dayanmaktadır. Süt protein sentezi ile süt verimi için metiyonin birinci sınırlayıcı amino asittir. Metiyonin doğal hidrofobik özelliği ve ökaryotlardaki (bakterilerdeki N-formylmethionine) protein sentezinin başlaması sırasındaki kompleks reaksiyonunun başlatabilmesi için metiyonin tRNA'ya bağlanabilmelidir.

Protein sentezi ve bir çok metilasyon reaksiyonda sistin ve metil donörlerinin öncül maddesi olduğundan vazgeçilmez bir amino asittir. Lzn: Gebelik, süt protein sentezi ve büyüme gibi metabolik faaliyetlerde oldukça baskın bir biyolojik fonksiyona sahiptir. Yemle alınan proteinden etkin bir şekilde yararlanmak için, rasyonun optimal düzeyde ve hayvanların ihtiyacını karşılayacak düzeyde ince bağırsakta emilen ve metabolize edilebilir amino asit ihtiva edecek şekilde formülize edilmesi gerekir. Tek bir esansiyel amino asit sınırlayıcı hale geldiğinde diğer emilebilir amino asitlerin protein üretimi ve yararlanımı düşmeye başlar.Lizindeki en potansiyel sorun lizinin ince bağırsaktaki sindirim düzeyindeki değişkenliktir. Lizin, sıcaklık nemin bulunduğu ortamlarda şekeri indirger ve amino asitler ile indirgenen şekerler arasında genellikle yüksek sıcaklılarda gerçekleşen bu olay neticesinde sindirilemeyen nihai ürünler meydana gelir. Bu durum lizinin biyoyararlılığını düşürür. Eğer kaba yemler yetersiz rutubet içerikleri nedeni ile uygun şekilde saklanamazlarsa, amino asitler ile indirgen şekerler arasında gerçekleşen reaksiyon (Maillard reaksiyonu) nedeniyle lizinin biyoyararlılığı ciddi anlamda düşer.Bu nedenle lizin kaplanmış formda kullanılmalıdır. «Serbest amino asitler rumende hızlı bir şekilde yıkıma uğrarlar. Bu nedenle metionin ve lizin kaynaklarının korunmuş olması gerekir» *Korunmuş aminoasitlerde, farklı kaplama teknolojileri kullanılarak amino asitlerin rumendeki mikrobiyal yıkımdan kurtularak, abomasumda serbestleşmesi amaçlanır.

*Kaplanmış amino asitler ruminant hayvanların süt verimini ve süt protein oranını arttırır. Probiyotikler,çiftlik hayvanlarının yemden yararlanmasını artırmak amacıyla sindirim sistemindeki mik- robiyal dengeyi düzenleyen,bunu yaparken de patojen mikroorganizmaların çoğalmasını ve zararlı etki göstermesini önleyen yararlı mikroorganizma kombinasyonları (canlı bakteri, maya, maya kültürleri,mantar ve bir takım enzimler) olup, mikrobiyal katkı maddeleri olarakda tanımlanabilir. Probiyotikler, genellikle gram pozitif ve anaerob özellik taşımakta olup, patojenite göstermemektedir.Probiyotikler lak- tik asit üretenler (Lactobacillus sp. ve Streptococcus sp.), laktik asiti kullanan bakteriler ya da konakçıda yarar sağlayan diğerleri ile Aspergillus ve Saccharomyces' i içeren maya ve mantarları kapsamaktadır.

Laktik asit bakterileri içinde de Bifidobacterium ve Lactobacillus en çok bilinen probiyotik mikroorganiz- maları olup, sırasıyla kalın bağırsakta ve ince bağırsakta fazla miktarda rastlanılmaktadır.Burada probi- yotik mikroorganizmalarının taşıması gereken bir takım özelliklere özetle,toksik ve patojenik etki taşıma ması, antimikrobiyel özellik göstermesi, bağırsak hücre epiteline tutunabilmesi ve bağırsak florasına adaptasyon kabiliyetine sahip olması, kimi teknolojik uygulamalara uyum sağlaması,mide asidik ortamı ile - bağırsak safra ve lizozim enzimine karşı direnç göstermesi olarak değinmek mümkündür. Probiyotiklerin Etki Mekanizması Probiyotik bakteriler; laktik asit, asetik asit ve formik asit benzeri organik asitler ile antimikrobiyal madde üreterek pH' ın düşürülmesi neticesinde patojen bakterilerin bağırsak yüzeyine tutunmalarını engelleye- rek burada çoğalmalarının önlenmesi bağışıklık sisteminin uyarılması ve rumendeki oksijenin kullanıl- ması sonucunda anaerobik özellikteki rumen mikroorganizmalarının sayısının arttırılması şeklinde etki mekanizmalarına sahiptir. Bunun yanında,aerobik patojenlerin gelişimini durdurmak amacıyla redoks potansiyelini düşürmekte ve gelişimlerini engellemektedir. Ayrıca, probiyotikler barsaktaki patojen mik- roorganizmalara verdikleri hasar ile anti-bakteriyel etki de göstermektedir. Probiyotiklerin genç ruminatların rumen florasında erken gelişim sağlayarak yemlerin sindirilebilirliğini arttırarak sütten kesimlerine olumlu katkı sağladığı ve aynı zamanda ishale neden olabilecek enteropatjen oluşumunu önlemektedir.

Probiyotiklerin sürekli kullanılması durumunda probiyotikler süt ve et hayvanlarında yemden yararlan- ma ve verim performansı artışı, yüksek süt veriminin sağlanması için kuru dönemde karşılaşılaşılan problemlerinin önüne geçilmesi,buzağılama dönemindeki metabolik hastalıkların ve ishal vakaların azaltılması ile çeşitli stres faktörlerinin olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması gibi çeşitli kullanım alanlarına sahiptir. Prebiyotikler, vücudunun sindiremediği bir lif türüdür.Bakteriler ve mayalar dahil küçük canlı mikroorganizmalar olan probiyotikler için besin görevi görmektedirler. Hem prebiyotikler hem de probiyotikler bağırsaktaki faydalı bakterileri ve diğer organizmaları destekleyebilir.Prebiyotikler ve probiyotiklerin her ikisi de vücudun yapısını desteklemekte, bağırsağı destekleyen ve sindirime yardımcı olan sağlıklı bir bakteri

P R O B İ Y O T İ K P R E B İ Y O T İ K ve diğer mikroorganizma kolonisini korumaktadır. Bu besin bileşenleri, yiyecek sağlayarak ve mikroorganizmaların gelişebileceği bir ortam yaratarak yararlı bakterileri teşvik etmeye yardımcı olmaktadır. Vitaminler genel olarak hayvan vücudunda sentezlenemeyen, ancak yaşamsal fonksiyonların normal seyri için kaçınılmaz olarak gereksinim duyulan bileşikler olup organizmada cereyan eden tüm metabolizma faaliyetleri içinde kendilerine özgü spesifik görevleri yerine getirirler. Eğer hayvan gereksinim duyduğu düzeylerde alamazsa yaşamsal fonksiyonlar da bozukluklar görülür ve bunun sonucunda da vitamin eksikliği semptomları ortaya çıkar.

Çiftlik hayvanları için vitaminlerin tümü (normal yetiştirme koşulların da C vitamini hariç) esansiyeldir, yani dışarıdan hayvana verilmeleri gereklidir. Ancak ruminant hayvanlar belirli düzeylerde B grubu vitaminlerini rumenlerindeki mikroorganizma faaliyeti sonucu sentezleyebilirler. Hayvanların vitamin gereksinmeleri günlük olarak değil de yemin 1 kilogramın da mg veya IU (International Ünite) şeklinde ifade edilir ve yeme katılırlar. Hayvan Beslemede Vitaminlerin Önemi Vitaminler, çiftlik hayvanlarının, büyümesi, gelişmesi, üremesi, kısaca yaşaması ve verim vermesi için gerekli metabolik faaliyetlerin normal seyri için esansiyel maddelerdir. Çiftlik hayvanları vitamin eksikliğine karşı oldukça duyarlıdırlar.

Bunun çeşitli nedenleri bulunmaktadır.a) Çiftlik hayvanlarının bir kısmının sindirim sisteminde bulunan mikroorganizmalar, vitaminler çok az ya da, hiç sentezleyemeyen türdendir. Hatta bu mirorganizmalar yemdeki vitaminlere gereksinim duydukları için konukçu olarak hayvana bu yönden rakip olurlar.b) Vitaminler çiftlik hayvanlarındaki yoğun metabolik reaksiyonların kaçınılmaz ögeleridir. Metabolik olaylardaki bir çok reaksiyona iştirak ettiklerinden enerji ve protein metabolizmalarının ve dolayısıyla yaşamın esansiyel unsurlarıdır.c) Çiftlik hayvanlarının günümüz entansif üretim koşullarının yol açtığı streslere karşı koymada bazı vitaminlerin önemli derecede rolü olduğu bulunmuştur.

AMBALAJ ŞEKLİ : 1LT(1KG) – 5LT(6,5KG) – 10LT(13KG) – 20LT(26KG)

Grup Şirketlerimiz

Hayvanlarınızın Sağlığı, Toprağınızın Bereketi İçin Çalışıyoruz